21/7/2007
ABD Bir Yeryüzü Tanrısı mıdır?
Başlıktaki soruyu yadırgamayacağınızı umuyorum. Çünkü aksini vurgulama amacıyla böyle soru sorma üslubu Kur’an-ı Kerim’de de kullanılmıştır. İşte bazı örnekler: “Yoksa Allah ile beraber bir başka ilâh mı? Hayır, onlar yoldan sapan (veya ortak koşan) bir topluluktur.” (Neml, 27/60) Bu soru Neml suresinde 60. âyetten başlanarak arka arkaya beş âyetin sonunda sorulur.
“Allah'tan başka, sizi gökten ve yerden rızıklandıracak bir yaratıcı var mıdır? O'ndan başka ilah yoktur. Artık nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?” (Fatır, 35/3) “Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.” (Tur, 52/43) Soru yoluyla yanlışlara dikkat çekmenin Kur’an-ı Kerim’de daha birçok örneği var.
“ABD bir yeryüzü Tanrısı mıdır?” sorusunun cevabını da Kur’an-ı Kerim’den alalım: “O (Allah), gökte de ilâh, yerde de ilâhtır. O hikmet sahibidir, bilendir.” (Zuhruf, 43/84) Allah, göklerin ve yerin, bütün kâinatın ilahıdır. Mutlak güç ve hâkimiyet O’nundur. O’nun dışında hiçbir varlık mutlak güç ve hâkimiyet sahibi olamaz.
Böyle bir sorudan hareketle tahlil yapma ihtiyacı duymamızın sebebi ise son zamanlarda, olaylar ayrıntısıyla gözden geçirilip nerede ne olduğuna bakılmadan üretilen, tamamen fikir yürütmeye dayalı, ABD merkezli komplo teorilerinin oldukça yaygınlık kazanmasıdır. Söz konusu teorilerin yaygınlaşmasıyla ABD kontrolü dışında dünyada hiçbir toplumsal hareketliliğin olmadığı varsayımı olaylarla ilgili tahlil ve tespitlerin ana eksenini oluşturur hale geldi. Bu yaklaşıma göre İslâmî oluşumlar dâhil toplumlara yön vermeye ve belli bir hedefe doğru ilerlemeye çalışırken bir şeyler yaptıklarını sananlar aslında bazen oyuna getirilerek bazen de bile bile ABD’nin hazırladığı senaryoların aktörleri oluyorlar. ABD, özgürlük mücadelesi verdiklerini sananlar dâhil neredeyse tüm ideolojik hareketleri önceden yazılmış senaryolara, hazırlanmış planlara ve stratejilere göre uzaktan kumanda ediyor. Dolayısıyla yaşanan gelişmeler her ne kadar ABD karşıtlarının faaliyetleri gibi görünse de gerçekte onun senaryolarının uygulamaya geçirilmesidir.
Bu durum karşısında bazı yönetimleri “kukla” olarak nitelendirmenin de bir anlamı kalmaz. Çünkü ABD kuklası olmayan kimse kalmıyor. İdeolojik akımların tek farkı “kukla” durumuna düşürüldüklerinin farkına varamamalarıdır. Ama sonuç itibariyle değişen bir şey olmuyor.
Böyle bir yaklaşım insanı ABD’yi yeryüzünde bir mutlak güç olarak görme tehlikesine götürür. Onun senaryo hazırladığı, plan yaptığı ve planlarını uygulamaya geçirmek için çaba harcadığı inkâr edilemez. Gayet de normaldir. Ama her zaman planlarının başarıyla uygulanabildiği iddia edilemez.
Teknolojik, askerî ve ekonomik alanlarda güçlü olmanın sağladığı avantajları kabul etmemek mümkün değil elbette. Ama bu avantajlar, ABD kontrolü dışında hiçbir siyasî ve toplumsal hareketliliğin olmayacağı anlamına gelmez. Hatta son zamanlarda hesaplarının ve planlarının birçoğunun tutmadığını, bu yüzden de önemli çıkmazlara sürüklendiğini bizzat kendi strateji uzmanları dile getiriyorlar.
Onların hesaplarının her zaman tutmayacağı, dünyada güç ve avantaj sahibi olmanın her zaman gemisini istediği gibi yürütme imkânına sahip olma anlamına gelmeyeceği konusunda Kur’an-ı Kerim’deki bazı hatırlatmaları dikkatinize sunalım: “Onlar (İsrailoğulları) bir tuzak kurdular ve buna karşılık Allah da bir tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Ali İmran, 3/54) “Doğrusu onlar bir tuzak kuruyorlar. Ben de bir tuzak kuruyorum. Sen inkârcılara biraz mühlet ver; onlara biraz süre tanı.” (Tarık, 86/15-17) “Bu böyledir ve muhakkak ki Allah kâfirlerin tuzaklarını yıpratır.” (Enfal, 8/18)
İhanet eden Medine Yahudilerinin kalelerinden indirilmesiyle ilgili âyeti kerime günümüzde yaşananlara da açıklık getiriyor: “Kitap ehlinden inkâr edenleri ilk sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (Allah’ın emri), hiç ummadıkları yerden kendilerine geldi ve kalplerine korku saldı.” (Haşr, 59/2)
Tabii bütün bunlar bizi sömürgeci güçlerin oyunlarını, planlarını, senaryolarını görmezden gelmeye yöneltecek değil. Ama her şeyi yerli yerine oturtmak ve genelleyici teorilerden yola çıkarak İslâmî kimlik sahiplerini kirletici ithamlardan kaçınmak gerekir.
Ahmet Varol
0 yorum yazılmıştır